07 Ekim 2008 Salı

Taşındım

Yazılarımı bundan sonra http://hakanengin.wordpress.com/ sayfasından takip edebilirsiniz.

Etiketler:

24 Eylül 2008 Çarşamba

Ergenekon. Bitecek-bitmeyecek

Bir yandan gelip giden dalgalar, gözaltılar, ortaya çıkan bağlantılar, içiçe girmiş politiğinden, cinsi sapığına kadar farklı yelpazede ilişkiler yumağı...

Diğer yandan tüm bu karanlığı sahiplenen, vefa borçlarını ödemeye çalışan yetkililer. 3-5 basamaklık uzuuun bir gökdelen misali merdivenden düşüp çürüğe çıkan bir emekli general. Düştü mü, dşürüldü mü?

İşin aslı, bu karanlık lanet adamların kendi safındakilere bile hayrı yok. Acıması yok. Deşifre olan, konuşacağına ölsün gitsin. Hem fena mı olur, gözaltında, Devletin sorumluluğunda öldü. Al sana katil devlet.

Bunca suçun, terör örgütü delillerinin açıklığına rağmen ülkemizin en etkili yetkililerinin bu halk düşmanlarını sahiplenmeleri mahkeme sürecinde beni açıkcası umutsuzluğa sevkediyor.

"İyi çocuklar" 1-2 tane değil bu ülkede demek ki. Şemdinli'den Edirneye kadar her yerde var bunlardan. İyi çocuğun olduğu yerde iyi amcalar, iyi dayılar da vardır.

Etiketler: , , ,

02 Eylül 2008 Salı

Zaten Oruç'um... (Oruçsan Oruç. Ne saçmalıyorsun.)

Ramazan, oruç, ibadet gibi kavramların gerçek anlamından bihaber şekilde bilmeden hırpalıyoruz bu değerlerimizi. İnancımızı, ibadetimizi...

Zaten Oruç'um, asabımı bozma...
Oruçlu oruçlu çekilir mi... şeklinde başlayıp karşıdakine bir uyarı mahiyetinde ağızdan çıkıveren saçma sapan cümleler.

Karşıdakini altetmenin, karşıdakine kısayoldan zahmetsizce ders vermenin, gözdağı vermenin, karşıdakinden kurtulmanın bahanesi; Oruçlu olmak.

Böyle mi olmalı?
Kesinlikle hayır.

Ramazanla beraber insanlar daha sabırlı, daha saygılı olmalı değillermi.
Karşıdaki adam senin ibadetini dikkate almadan karşına geçmiş sigara içiyorsa, yemeğini yiyorsa, böyle mi davranmalı ona. Yaptığı, bize göre yanlış olabilir, o kendi yanlışı, peki biz doğruyu öğretmek adına ona kendi ibadetimizi mi aracı edeceğiz.
Oruçluysak zaten bu demektir ki, karşıdaki nasıl bir yanlış içinde olursa olsun, ona her zamankinden daha müsamahalı olmalıyız. Çünkü Oruç tutmak budur. Yememek içmemekten ibaret değil. Tam manasıyla bir edeb içinde olunmalı değilmi? Elimize de dilimize de oruç tutmalı değilmiyiz.
Kendi zayıflıklarımızın bedelini, kendi nefsimizin hazmedememelerinin faturasını neden Oruç ibadetine bağlıyoruz ki.

Bu ne kadar büyük bir yanlış.

Lütfen bir kere daha düşünelim... Düşünelim ve ibadetimizi kişisel ilişkilerimizde koz olmaktan çıkaralım.

Etiketler: ,

Rahmet Ayı'na Kavuştuk

Zaman çarçabuk geçmşi ve yine baktık ki, tatlı telaşlar yine hayatımızın en önemli anları haline gelmiş.
Teravih namazı kılma sevinci, iftar sahur bekleşmeleri, eve yetişme çabası, iftar çadırları... Allaha şükür ki, bu günlere yine de ulaştık.

Bu ayı hakkıyla yaşamak nasip olur inşaallah hepimize.

Oruç tutmanın yememek içmemekten çok, her yönüyle bir sabır ve ibadet ayı olduğunun idrakiyle geçirmek dileğiyle.

Etiketler: , ,

15 Ağustos 2008 Cuma

Beyin Göçü Üzerine

Bir "bilim dili" kavramın olduğundan hepimiz haberdarız. Bu bazen Latince olur, bazen İngilizce olur. Dünya sahnesind kim öncü olursa onun dili, kültür, sanat, diplomasi, bilim vs. dili olur.Bugün İngilizce'nin üstünlüğü tartışılamaz.

Farklı dillerde bilimsel üretim yapmak o dili anadili seviyesinde kullanabilmeyle pekala mümkün olabilmektedir. Dışarıya yönelik beyin göçü ise ülkemizin eğitim politikalarının sağlam bir yapıda olmamasının delilidir.

Bilim adamı için, dışarıda bulduğu imkanların aynısını, daha da iyisini kendi ülkesinde bulduktan sonra, aynı olanaklara kavuştuktan sonra, şu ülke veya bu ülkenin pek de farketmeyeceğini düşünüyorum.Tabi bu olanakların iyileştirilmesi en başta eğitim sisteminin baştan sona kadar bir reform geçirmesine bağlıdır.

Daha sonra ekonomik, politik sebepler üzerine yoğunlaşılabilir.

Etiketler: ,

13 Ağustos 2008 Çarşamba

İstanbulda Bale Kursu Binası Yıkılınca Ne Diyecekler

"İstanbulda bir bale kursunun mutfak bölümündeki tüp kaçağından dolayı kurs binası yıkılıyor. Ve içerdeki kursiyerler vefat ediyor."

Özetiyle bir haber okuduğumuzu varsayalım.
Gazetelerin manşetleri okuyalım.

Zürriyet:İşte medeni dünyanın zihniyeti
Zilliyet:Yeniçağın karanlık zihniyeti çocuklarımızı öldürdü
Cümbüşiyet:İlerici katliam...

Böyle mi yaparlar gerçekten.

Yani yıkılan bina Kuran Kursu ve vefat eden çocuklarımız da Kur'an Kursu öğrencisi öldüğü için bu her nasılsa meydana gelen üzücü olayın cezasını, Müslümanlara, İslama, Dine mi kesmeliyiz.
Sayın Bakanımız Günay'da dahil olmak üzere bu düşüncedeki okumuş akıl sahiplerimiz düşünmezler mi ki, bu binanın gaz tesisatını yapan herkimse, hangi firmaysa bunun suçu var mıdır, o binayı hernasılsa denetleyen idari veya askeri birimlerin soyut suçlardan çok somut problemler var mıdır yokmudur, bunları incelemişler midir?

Neredeyse yılda 13 ay denetlenen bu tip kurumlarda, böyle bir problemin gözden kaçması, ve bu ihmal sonucu insanların can vermesi, devletimizin yetkili kurumlarının "denetleme" den neyi anladıklarını sorgulamalarını gerektirmez mi?

Evet, ortada büyük bir ihmal var. Fakat bu ihmal ölen çocuklara mı ait, onların velilerine mi ait, yoksa o gaz kaçağını önlemek durumunda olan küçüğünden büyüğüne tüm sorumlulara mı ait.

Evet, merak ediyorum. Başlıkta ki gibi bir olay olması durumunda malum çevreler, vefat eden insanların sorumlusu olarak, ilericiliği, batıcılığı, veya laikliği, veya çağdaşlığı mı ilan edecekler?

Etiketler:

08 Ağustos 2008 Cuma

Görün Bu Vahşeti / Doğu Türkistan

Doğu Türkistan Kültür ve Dayanışma Derneği, hazırladığı broşürlerle Doğu Türkistan'daki Müslüman Türklere yönelik, Çin'in uyguladığı asimilasyon politikalarını halkımıza duyurmaya çalışıyor.
1.828.418 km2 lik büyük bir alana yayılan bölgede 35 milyon Türk yaşıyor. 60 yıl öncesine kadar bağımsız olan Doğu Türkistan o zamandan beri süregelen baskılarla karşı karşıya. Çin, Türk tarihini, kültürünü, dilini yok etmeye çalışıyor. Nüfus planlaması adı altında bebekleri anne karnında katlederken, gençleri, aydınları ve din adamlarını ayrılıkçı-terorist suçlamaları ile hapse atıp, pek çoğunu da idam ediyor.

Bunlar broşürde geçen, yıllar boyu süregelen problemlerin basit bir özeti. Varın ayrıntılarını siz düşünün. Ülkemiz ise, kendi sınırları içinde kısır siyasi çekişmeler yüzünden başını kaldırıp yakınlarına dahi bakamıyor. Kaldı ki Doğu Türkistan'a yardım edecek, en azından Çin'e tepkisini gösterecek. Dış politikada onyıllar boyu süren yanlışlıklar sayesinde şu zamanda ülkemizin esamesi okunmuyor sınırlar dışında.

Doğu Türkistan, Balkanlar, ve Ortadoğuda, gerek Türkler, gerekse ezilen Müslümanlar bir umut ışığı olarak ülkemizin kendilerine sahip çıkmasını beklerken biz nelerle uğraşıyoruz.

Türk Devleti, kendine gel artık.

Etiketler: ,